Güncel Akış

301
TOPLU SÖZLEŞME DESTEĞİNDE YÜZDE İKİ ÜYE SAYISI HUKUKA AYKIRIDIR
MADDE 11‘de – 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4’üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “EK MADDE 4- 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu hükümleri uyarınca kamu görevlileri sendikalarına üye olup, aylık veya ücretinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında aylık veya ücretleri ile birlikte 750 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda toplu sözleşme desteği yapılır. Kamu görevlileri sendikasının kurulu olduğu hizmet kolunda sendika üyesi olabilecek toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde ikisini sendika üyesi kaydeden kamu görevlileri sendikalarına üye olup aylık veya ücretinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine ocak, nisan, temmuz ve ekim aylarında aylık veya ücretleri ile birlikte toplu sözleşmeyle belirlenen tutarda toplu sözleşme ikramiyesi ödenir. Toplu sözleşme ikramiyesi ödenen kamu görevlilerine ayrıca toplu sözleşme desteği yapılmaz. İkinci fıkraya göre üye sayılarının tespitinde ödeme tarihi itibarıyla 4688 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereğince Resmî Gazete’de yayımlanan en son tebliğ esas alınır.” denilmektedir. Bu hüküm Anayasanın 13. Maddesine aykırıdır. Olağan hallerde temel hak ve özgürlükler Anayasa’nın 13. maddesine uygun olarak kanunla sınırlandırılabilir. Olağanüstü hâllerin gerektirdiği daha ileri sınırlamalar, kısmen veya tamamen durdurmalar ya da Anayasa’da “olağan zamanlar” için öngörülen güvencelere aykırı tedbirler, ancak ve ancak Olağanüstü Hal Kanunu ile alınabilir. Bunun bir sonucu olarak, OHAL Kanunu dışında bir kanunda, OHAL için geçerli olabilecek temel hak sınırlamasının yapılamıyor olması gerekir. Yetki kanununda yapılacak her bir değişiklik, mantıken, değişiklikten önceki hâle aykırı bir kural ile mümkündür. Kanun hükmünde kararname yetki kanunuyla eş değer olmadığından, onunla yaşayacağı bir çatışma, yetki kanununda değişiklik anlamına gelemez, aksine kanun hükmünde kararnamenin geçersizliğine yol açar. Bu mantık gereği, kanun hükmünde kararname ile yetki kanununda değişiklik yapılamaz. Aksini iddia etmek, Anayasa’nın 91. maddesinin açıkça ihlâlinden başka sonuç vermez. ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ Uluslararası Sözleşmeler Sendika özgürlüğünü güvence altına alan 87 sayılı sözleşme sendikal özgürlüklerin uluslararası çerçevesini belirleyen ILO sözleşmelerinin ilki ve en önemlisidir. Söz konusu sözleşmenin ikinci maddesinde “Çalışanlar ve işverenler, herhangi bir ayrım yapılmaksızın önceden izin almadan istedikleri kuruluşları kurmak ve yalnız bu kuruluşların tüzüklerine uymak koşuluyla bunlara üye olmak hakkına sahiptirler” hükmü yer alır. Ayrıca üçüncü maddesinde Çalışanların ve işverenlerin örgütleri, tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek; yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler. Kamu makamları, bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahalelerden sakınmalıdırlar” düzenlemesi yer almaktadır. Yine Olumlu Sendika Özgürlüğü kavramı Sendika Kurma ve Sendikaya üye olma özgürlüğünü içermektedir. Bu özgürlük ayrıca birden çok sendikadan dilediğini seçebilme özgürlüğünü de ifade etmektedir. Sendikalar, çalışma, yönetim, denetim, tasfiye, üst örgütler kurma ve uluslararası örgütlere katılma alanında tam bir özgürlüğe sahip olmalıdır. Bu özgürlüklerin anlam taşıyabilmesi için sendika ile devlet ilişkisinde sendikalara bağımlı hale getirebilecek düzenlemelerden kaçınılması gereklidir. KHK ile yapılan bu değişiklik kişilerin istediği sendikayı seçmesine devletin müdahale etmesi anlamına gelmektedir. EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRILIK Anayasanın 10. maddesinde yer alan “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.” ve “Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” Devletin kamu görevlilerine toplu sözleşme ikramiyesi ödemesi gibi bir durum söz konusu ise yetkili sendikanın toplu sözleşmesi bütün çalışanlarının hakları açısından yapılan görüşme olduğundan bu ödemenin de bütün çalışanları kapsaması gerekmektedir. Bu madde ile belirli bir zümre ya da teşkilata imtiyaz tanınmış olmaktadır. KAMU YARARI BULUNMAMAKTADIR AYM, kamu yararı kavramını hukuk devletinin tanımına giren unsurlardan birisi olarak nitelemekte ve kanunların amaç unsurunu da kamu yararı olarak kabul etmektedir. AYM bir kararında sadece yasa koyucunun özel çıkarlar için veya yalnızca belli partilerin veya kişilerin yararına olarak bir düzenleme yapıp yapmadığını araştırmakla yetinmeyerek, yasaların doğurduğu sonucun kamu yararına uygun olup olmadığını da incelemiştir. Koşulların değişmesiyle kamu yararını karşılayamaz duruma düşen kanun hükümlerinin dahi iptalinin gerektiğini söylemektedir. EK-4 SON FIKRADA ÜYE SAYISININ TESPİTİNE İLİŞKİN DÜZENLEME Bu fıkra başlı başına hak kaybı içeren bir düzenlemedir. Üye sayısının tebliği yılda bir defa uygulanmaktadır. Ancak yıl boyunca sendika üye sayısı değişebilir. Yıl içerisinde üye sayısının değişmesi söz konusu olabilir. Bu durumda üye sayısı düşen sendika üyelerine dayanaksız bir ödeme yapılması ve yine yıl içerisinde üye sayısı barajı geçen sendika üyelerine de kanundaki hakkın uygulanmaması söz konusu olacaktır. Bu hali ile düzenleme hem açıkça Anayasa ve uluslararası sözleşmelere hem Kanuna hem de hakkaniyete aykırıdır. İptal edilmesi gerekir. Gülümser UĞURLU ALAN AHESEN AVUKATI
İçeriği İncele

302
AHESEN’DEN ÇAĞRI!
Her yılsonunda yaşanan aşı lojistik sorunları maalesef yine devam ediyor. Bazı aşılar ihtiyacımızın, talep ettiğimizin çok altında bize gönderiliyor ve aşılamaları ertelemek zorunda kalıyoruz. Örneğin açıldıktan sonra 6 saat içinde tüketilmesi gereken 20 dozluk BCG aşıları bize gönderiliyor ve 2 ayrı Aile Sağlığı Merkezi ile ortak kullanmak zorunda kalıyoruz. Bu sorun her yıl yaşanıyor. Ve tekrara hatta daha üzücü olan rutine bağlanıyor. Her yıl yaşanan yanlış stok yönetimi hep davam ediyor… Önlem alması gereken bakanlığımızın çok değerli yönetimleri yaraya deva olmuyor… Soruna çare üretmiyor… TEK YAPTIKLARI BU SORUNU DİLE GETİRENLERE MÜFETTİŞ YOLLUYOR. DOĞRULARI SÖYLEYENLERE BASKI OLUŞTURUYOR. Sayın Bakanımız; MÜFETTİŞLERİNİZİ STOK YÖNETİMİ YAPAMAYAN BÜROKRATLARINIZA GÖNDERİN… Aile hekimi olarak bu eksiği her sene olduğu gibi bu sene de dile getiren, bağışıklamaya inanmış, bu uğurda sokak sokak bağışıklama çalışmalarında yer almış İSTAHED Başkanı ve üyemiz Serkan Özbakış’a gönderdiğiniz müfettişler bizi doğruları söylemekten alıkoyamayacaktır! Lütfen BİZİ ŞAŞIRTIN. BU DEFA DOĞRU STOK YÖNETİMİ, DOĞRU LOJİSTİK PLANLAMA İLE SENEYE BİZE BU SORUNLARI YAŞATMAYIN… MÜFETTİŞLERİNİZİ AŞILAMADA ŞAMPİYON OLANLARA DEĞİL, DOĞRU STOK YÖNETİMİ YAPAMAYANLARA GÖNDERİN… “Haksızlıklara karşı susan dilsiz şeytandır.” AHESEN YÖNETİM KURULU
İçeriği İncele

303
TAŞRA MAAŞ KESİNTİLERİ HAKKINDA
Denizli ilimizde daha önceki iş bırakma eylemlerinden dolayı resen maaş kesintisi yoluna gidilmiş olup Sendikamızca 38 üyemize maaş kesintisi işleminin iptali için dava açılmıştır. Maaş kesintisi nedeni ile İzmir’den açtığımız davalar kazanılmış olup üyelerimize iadeleri yapılmıştır. Yine İstanbul’da İdarenin üyelerimize açtığı 30 un üzerinde dava lehimize sonuçlanmıştır. İstanbuldaki davalar resen kesinti işlemi yapılmaksızın Müdürlük tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde kamu zararı tahsili talebiyle açılmış davalar olup işbu davalar tarafımızca kazanılmıştır. Hem İzmir hem İstanbul davaları halihazırda açtığımız davalara emsal oluşturması açısından dosyalara bildirilmiş ve her dosya için bu dosyaların durumu için mahkeme ile görüşülmüştür. Kazandığımız her dava anında Denizli davalarına örnek olarak gönderilmekte olup mahkeme ile yaptığımız görüşmeler neticesinde 2023 Ocak ayından sonra dosyaların incelemeye alınacağı öğrenilmiştir. Mevcut davaların dışında sonraki iş bırakma eylemlerine yönelik idare resen kesinti yapmanın hatalı olduğunu düşünerek üyelerimize rızaen ödeme talebinde bulunmuş aksi halde dava açılacağını bildirmiştir. Bu talep daha önce de açıkladığımız gibi hukuka aykırıdır. Ödeme yapılmadığı halde İdare İcra müdürlüğünden ödeme emri isimli icra yazısı tebliğ edecektir. Bu yazıya 7 gün içerisinde itiraz edilmesi gerekecektir. İtiraz üzerine ya da icra takibi olmaksızın doğrudan idare Asiye Hukuk Mahkemesinde dava açabilir. Dava açıldığında veya icra takibi başlatıldığında durumun hukuk komisyonumuza iletilmesi halinde yasal takibi yapılabilecektir. Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün 09.07.1948 tarihli Büyük Genel Konferansında kabul edilen 87. nolu Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin 3. maddesinin 2. fıkra düzenlenmesine göre; ‘ Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdır.’ 8.maddenin 2. fıkra düzenlemesine göre de; ‘ Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek şekilde uygulanamaz’ Müvekkilin maaşından kesinti yapılması ya da ödenilen maaşın istenilmesi sendikal hakkın kullanılmasını engellemektedir. Gerekçeleri ile ödeme yapılmaması ve idarenin dava açmasını beklemeyi ve anayasal haklarımızı kullanmak adına hukuki mücadelemize devam edeceğimizi bildiririz. Av. H. Gülümser Uğurlu
İçeriği İncele

304
HUKUKSUZ UYGULAMALARA KARŞI MÜCADELEDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ
AHESEN olarak, İzmir’de sözleşmesi yenilenmeyen 2 aile hekimi arkadaşımız için İzmir İl Sağlık Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptık. Hukuksuz uygulamalara karşı mücadeleden vazgeçmeyeceğiz!
İçeriği İncele

305
KAMU DIŞI AİLE HEKİMLİĞİ ÇALIŞANLARININ KADROYA ALINMASI İÇİN ORTAK BASIN AÇIKLAMASINDAYDIK
Kamu dışı Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanlarının kadro kapsamı dışında bırakılmasına istinaden İstanbul Sağlık Platformu’nun düzenlediği Basın Açıklaması’na AHESEN olarak katılarak konuya destek verdik. Sendikamız adına yaptığımız basın açıklaması şöyle: Aile Hekimliği Çalışanları; Hekimiyle Ebesiyle Hemşiresiyle yıllardır Ülkenin sağlık iş yükünün ve başarısının büyük bölümünü omuzlamaktadır. Dünyada Ülkemizin gelişmişlik düzeyini belirleyen Uluslararası kriterleri yükseltmede en büyük payı Aile Hekimliği Çalışanları karşılamaktadır. Pandemi sürecinde hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak hizmet sunup teşekkür bile edilmeyen yine Aile Hekimliği Çalışanları olmuştur. Ancak; Aile Hekimliği uygulamasının başından bu yana iş şartları, özlük hakları ve hakedişlerdeki adaletsizlik, eşitliksizlik hiçbir şekilde düzeltilmemiştir. Yıllardır en periferde izin, rapor, yer değiştirme vb. özlük hakları neredeyse olmadan, çok cüzi hakedişler reva görülerek çalışmak zorunda kalan Kamu dışı Aile Hekimliği Çalışanlarının şartlarında bugüne dek hiçbir iyileştirme yapılmamıştır. Bu şartlar altında çalışamayacak olanlar ise tazminat bile ödenmeden işsiz bırakılmıştır. Kamu dışı Aile Hekimliği Çalışanları sadece izin haklarının kısıtlılığı nedeniyle bile çocuk doğurmaktan imtina etmek zorunda kalmıştır. Ne yazık ki her revizyonda sorunlar düzeleceğine katlanarak artmış ve nihayet kabul edilemez hale gelmiştir. Son düzenlemelerde her sektörde kadro ile eşitlik sağlanırken, hep üvey evlat muamelesi gören Aile Hekimliği yine kapsam dışı bırakılmıştır. Aile Hekimliğinin iş yükünü eksik özlük haklarıyla, aynı işyerindeki arkadaşından daha az ücret karşılığı omuzlayan Kamu dışı Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanları bir kez daha hayal kırıklığına uğratılmıştır. Farklı istihdam türlerinin yarattığı eşitsizlik hissi sahada günden güne motivasyonu düşürmekte, mutsuzluğu arttırmakta, sunulan hizmetin niteliğini ise azaltmaktadır. Aile Hekimliği Uygulamasının nitelikli olarak sürdürülmesi için Kamu dışı Aile Hekimliği Çalışanları derhal kadroya alınarak tek tip istihdamın sağlanması, özlük haklarının ve hakedişlerin eşitlenmesi gerekmektedir. AHESEN olarak her daim Tek tip istihdamı, eşit işe eşit ücreti, eşit özlük hakkını savunduk. Her talebimizde Kamu dışı Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Çalışanlarının hak kayıplarını dile getirdik. Her zaman olduğu gibi şimdi de Kamu dışı Aile Hekimliği Çalışanlarının eşit şartlarla çalışma taleplerini destekliyoruz. Aile Hekimliğinin yine görmezden gelinmesini, kapsam dışı bırakılmasını kabul etmiyoruz. Aile Hekimliğinin sürdürülebilirliği için haklarımızı alıncaya kadar Hekim, Ebe, Hemşire asla bölünmeden mücadeleye devam edeceğimizi buradan bir kez daha duyuruyoruz. “Ya Hep Birlikte, Ya Hiçbirimiz” diyerek bir an önce koşulların eşitlenmesini talep ediyoruz. AHESEN Yönetim Kurulu
İçeriği İncele

306
GİRESUN’DA ÜYELERİMİZLE BULUŞTUK
AHESEN Yönetim Kurulu ve Avukatımızın katılımıyla Giresun’daki üyelerimizle buluştuk. 2 Aralık Cuma günü ASM ziyaretleri gerçekleştirdik. 3 Aralık’ta ise Giresun üyelerimizle kahvaltıda buluştuk. Şube 1 Yönetim Kurulu Üyemiz Hüseyin Yıldızata‘nın organize ettiği kahvaltıya Genel Başkanımız Dr. Gürsel Özer ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz katıldı. Avukatlarımız Gülümser Uğurlu Alan ve Aynur Şengül hanımın hukuk söyleşisi ile bitirdiğimiz toplantımızda Giresun üyelerimizle buluşmaktan çok memnun olduk. AHESEN olarak üyelerimizle buluşmaya devam edeceğiz.
İçeriği İncele

307
DR. ÖZER, TGRT HABER’DEYDİ
AHESEN Genel Başkanı Dr. Gürsel Özer, TGRT Haber‘e konuk oldu. Dr. Özer, aile hekimlerinin taleplerini TGRT Haber’de dile getirdi.
İçeriği İncele

308
AHESEN, AHEKON’DAYDI
AHESEN olarak, Aile Hekimliği Kongresi’nde (AHEKON) yerimizi aldık. AHEKON 2022‘de düzenlenen ve sendika Başkanları/temsilcilerinin katıldığı “Aile Hekimliğinin Dünü, Bugünü” oturumuna AHESEN adına Genel Başkanımız Dr. Gürsel Özer katıldı.
İçeriği İncele

309
BİR DAVA DAHA KAZANDIK
Sendikamızın aldığı karara uyarak iş bırakan üyemize, idare tarafından hem ceza puanı verilmiş hem de ücret kesintisi yapılmıştır. Defalarca söylediğimiz gibi sendikal eylemler, iş günü içerisinde sayılan faaliyetlerdir. Hukuk bir kez daha idarenin haksız uygulamasına son vermiştir. Hakkını aramaktan asla vazgeçmeyen ve konuyu yargıya taşıyan üyemize, hukuk komisyonumuza ve sendika avukatlarımız Gülümser Uğurlu ve Özer Uğurlu‘ya teşekkür ederiz. Bıkmadan, usanmadan her platformda mücadeleye devam edeceğiz!
İçeriği İncele

310
ADANA ÜYELERİMİZLE BULUŞTUK
12 Kasım Cumartesi günü Adana’daki üyelerimizle ve sendikamızı daha yakından tanımak isteyen aile hekimleri, aile sağlığı çalışanlarıyla kahvaltıda buluştuk. Genel Başkanımız Gürsel Özer, Örgütlenme Komisyonu Başkanı Hülya Uçak, avukatımız Gülümser Uğurlu’nun katıldığı kahvaltıya Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ersin Akpınar, Adana İl Temsilcimiz Halil Volkan Tekayak ve 40’a yakın misafirimiz eşlik etti. Üyelerimizden genel sorunlarla ilgili geri bildirimler aldığımız ve hukuki konuları tartıştığımız kahvaltı etkinliklerimize farklı şehirlerde de devam edeceğiz.
İçeriği İncele

311
ADANA ÜYELERİMİZLE BULUŞTUK
11 Kasım Cuma günü Adana üyelerimizi aile sağlığı merkezlerinde ziyaret ettik. Genel Başkanımız Gürsel Özer ve Örgütlenme Komisyonu Başkanı Hülya Uçak‘ın katıldığı saha ziyaretine Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ersin Akpınar ve Adana İl Temsilcimiz Halil Volkan Tekayak eşlik etti. Üyelerimizden genel sorunlarla ilgili geri bildirimler aldığımız saha ziyaretlerine devam edeceğiz.
İçeriği İncele

312
AHESEN ASEKON’DAYDI
AHESEN 4-6 Kasım da yapılan ASEKON kongresine Hukuk oturumu ve standı ile yerini aldı. Genel Başkan Gürsel Özer, Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ersin Akpınar ve Avukatımız Gülümser Uğurlu Alan, Aile Sağlığı Çalışanlarında Malpraktis konulu oturumu gerçekleştirdiler. Genel merkez ve şube yönetim Kurulu üyelerimizin katılımı ile ortak basın açıklamasında yer aldılar. BASIN AÇIKLAMASI Değerli basın mensupları, sendika temsilcileri, omuz omuza sağlık hizmeti yürüttüğümüz sağlık profesyoneli arkadaşlarımız, Anayasal sağlık hakkını korumak için mücadele ettiğimiz değerli halkımız; Pandemi döneminde insanüstü çabalarla sağlık hizmeti üreterek, sağlık sisteminin devamlılığı için sonsuz bir güçle mücadele verdik. Bunun karşılığında yalnızca alkışlandık ve üstüne ceza yönetmeliği ile ödüllendirildik. Bu yönetmelikle iş güvencemiz kalmamış, özlük haklarımız elimizden alınmış, bu konuda konuşmak dahi suç sayılmıştır. Mevcut haliyle kaldırılması zor olan iş yükümüzün üstüne, yeni yönetmelikle eklenen Hastalık Yönetim Platformu iş yükünü daha da arttırmıştır. Şu anki koşullarda uygulanması mümkün olmayan bu sistem, uygulanmadığı durumlarda negatif performans baskısıyla üzerimizde tehdit aracı olarak kullanılmakta, eksik ücret ödenmesi yoluyla aba altından sopa gösterilmektedir. . Bu tutum ayyuka çıkan mobingin yolunu açmış, iş barışını tehdit eder hale gelmiştir. Şiddet salgınının önüne geçilmek şöyle dursun, caydırıcı olacağı söylenen allı pullu reformlarla adeta daha çok şiddet algısı oluşmuş, sağlıkta şiddet bir türlü önlenmeyen toplum sorunu haline gelmiştir. Aile sağlığı çalışanları olarak şiddet, ek ödeme, ekonomik kriz üçgeninde tüketiliyoruz. Her gün kötüleşen çalışma ve yaşam koşulları karşısında artan iş yükü ve derinleşen yoksullukla savaşan biz aile sağlığı çalışanları, açlık sınırında hakedişlerle geçim mücadelesi veriyoruz. Beyaz reform adı altında yeni bir ek ödeme yönetmeliği çıkarılmış, sözüm ona iyileştirmeler yapılmış, aile sağlığı çalışanları yine üvey evlat muamelesi görmüştür. Emeklerimizin karşılığı olarak %3 oranında iyileştirme reva görülmüştür. Bu ödemeyi de yerine getirilmesi oldukça zor olan çeşitli şartlara bağlayıp, tavan ödemesine takıldınız bahanesiyle zaten ödemeyeceksiniz. Aile Hekimliği sisteminin olmazsa olmazları biz aile sağlığı çalışanları Bakanlığımız tarafından yine yok sayılmış, meslek onurumuz ayaklar altına alınmış, sağlık profesyonelleri olduğumuz unutulmuştur. Ekip anlayışı çerçevesinde aile hekimlerimizle uyum içinde koruyucu sağlık hizmeti üretirken, iş barışımızı bozup, sistemi tıkanma noktasına getiren bakanlık yetkililerine sesleniyoruz. Aile sağlığı çalışanları, koruyucu sağlık hizmetlerinin tamamını aile hekimleri ile birlikte ekip anlayışı içerisinde yerine getirmektedir. Uluslararası toplantılarda övündüğünüz, bir ülkenin gelişmişlik seviyesini gösteren en önemli kriterlerden olan anne – bebek ölüm oranları ve bağışıklama oranları bizlerin sayesinde bu seviyeye gelmiştir. Birim olarak sağlık hizmeti ürettiğimiz göz ardı edilip, sadece poliklinik sayıları üzerinden adaletsizce yönetmeliğe eklenen %3 oranında ek ödeme kabul edilemez. Ürettiğimiz koruyucu sağlık hizmetleri görmezden gelinemez, meslek onurumuz ayaklar altına alınamaz, aile sağlığı çalışanları yok sayılamaz. Eğitimimizin, emeğimizin, ve alın terimizin karşılığını alamadığımız mevcut şartlarda Türkiye’nin her yerinden ard arda istifalar gelecek, zaten ülke genelinde %25’in üzerinde aile sağlığı çalışanı eksiğiyle hizmet veren Aile Hekimliği sisteminde çalışacak aile sağlığı çalışanı kalmayınca da sistemin tıkanması kaçınılmaz hale gelecektir. Sağlık Bakanımız’dan isteklerimiz çok açık ve net: 1) Etkin ve caydırıcı bir sağlıkla şiddet yasası ve yasayı uygulayan adalet sistemi istiyoruz. 2) 30 Haziran 2021’de yayınlanan ceza yönetmeliğinin geri çekilip paydaşları ile revize edilmesini talep ediyoruz. 3) Aile Hekimliği çalışanları için, emekliliğe de yansıyan, yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalemde ödenen hakedişler istiyoruz. 4) İş barışımızı bozan %3’lük ek ödemenin adil olarak yeniden düzenlenmesini istiyoruz. 5) Eşit işe eşit istihdam istiyoruz. 6) Sağlık hizmeti sunmak için aldığımız eğitimin karşılığını, bunları düşünmek zorunda kalmadan, hakkıyla, layıkıyla yerine getirecek çalışma ortamı istiyoruz. Bırakın, sadece işimize odaklanalım, işimizi yapalım. Son olarak Bakanımıza diyoruz ki: Türkiye Cumhuriyeti sağlık sistemi profesyonel bir ekip işidir. Sistemin her paydaşı ayrı ayrı kıymetlidir, vazgeçilmezdir ve birbirinden üstün değildir. Demokrasinin gereği olan anayasal haklar çerçevesinde, sürdürülebilir bir sağlık sistemi için mücadeleye devam ediyoruz, vazgeçmiyoruz, hakkımız olanı istiyoruz. Aile Hekimliği sisteminde aile sağlığı çalışanlarını görmezden gelip, yok saymanızı kabul etmiyoruz. Bakanlık sesimizi duyana kadar haklı ve onurlu mücadelemize devam edeceğiz. Bıkmadan, usanmadan taleplerimizi dile getireceğiz. KORKMUYORUZ, SUSMUYORUZ, VAZGEÇMİYORUZ.
İçeriği İncele

